Dünyaca Ünlü Moda Markalarının En Az Kıyafetleri Kadar Öne Çıkan 7 Mimari Yapısı

Moda ve mimarinin güçleri bir araya geldiği zaman ortaya muhteşem tasarımlar çıkıyor. Bu ortaklıkların en önemli kanıtları ise müze ve mağaza tasarımlarında kendini gösteriyor. Bu yazımızda moda markalarının mağazalarının mimarisinden bahsedeceğiz.

Fondazione Prada – Milano

Milano’nun güney bölgesinde eski bir likör imalathanesi olan Fondazione Prada Hollandalı Mimar Rem Koolhaas tarafindan sanat kompleksine dönüştürüldü. Bu çalışma doğrultusunda fabrikanın bölümleri restore edilmiştir. Yeni yapılan binalarla yaklaşık olarak 11.150 metrekarelik gösteri ve etkinlik alanı barındırıyor.

Prada Aoyama Mağazası – Tokyo (Prada)

Geçmiş ve geleceği bir arada barından bu yapı Prada markasına ev sahipliği yapıyor. Kristal görüntüsü ile adından söz ettiren yapı içerisinde en son teknolojileri barındırıyor. İsviçreli mimarlar Jacques Herzog ve Pierre de Meuron tarafından tasarlanmış olan Prada Aoyama’nın değişken karakteri cam yüzeyleri ile iyice vurgulanmış.

Fondation Louis Vuitton, Paris

Louis Vuitton markasının sanat müzesi olarak kullanılan yapı Paris’teki Boulogne Ormanı’nın köşesine kuruldu. Yaklaşık olarak 19 hektarlık Jardin d’Acclimatation parkını içerisinde bulunduruyor. 1860 tarihinde III. Napolyon tarafından hayvanat bahçesi olarak yaptırılan bu park 400 hayvana ev sahipliği yapıyor.

Maison Hermès – Tokyo

İtalyan Mimar Renzo Piano’nun Fransız markası Hermès için tasarladığı 12 katlı bina sahip olduğu kesin formu ve yarı saydam yapısı ile Japon mimarisini en iyi şekilde yansıtıyor. Japonya’daki yüksek deprem riskine karşı özel olarak tasarlanan yapı son derece esnek bir metal iskelet sitemine sahip. Bina tam 13 bin adet cam bloktan oluşuyor.

Armani Teatro – Milano

Japon mimar Tadao Ando’nun ellerinde yeniden şekillenen Armani Teatro eski zamanlarda Nestlé çikolata fabrikasıydı. Resmi bir mimar olmayan Ando kendi kendini geliştirmiş. 1960’ların sonunda başlayan mimari kariyerinde sayısız ödül kazanan Ando binada taşıyıcı hem de yüzeylerdeki beton kullanımıyla estetiği ve sadeliği yansıtmayı başarmış.

Valentino Amiral Mağazası – New York

Mimar David Chipperfield, New York’da bulunan mağazanın her bölümünde çimento mozaiği kullanmış. Çimento mozaiği, Venedikli ustalar tarafından sıklıkla kullanılıyordu. İnşaat yapılırken mermer ve granit parçalarını çimento harcına döken ustalar dekoratif yüzeyler elde ediyordu. 16. yüzyıla kadar uzanan bu yasarım yapısını kullanan Chipperfield, minimalist olduğu kadar da maksimalist şekilde yaklaşmış. Bu tasarımı oluşturarak sersemletici bir iç mekan yaratan ünlü mimar günümüzde en çok beğenilen tasarılardan birine imza atmış.